
15.06.2009
İmdaaaaatttt!

7.06.2009
Bir çekim günlüğü





4.06.2009
Bir garip yolcuyum,Ayvalık yolunda...

Bakalım 2009-2010 kış tredleri neler-MİŞ?






- Ufacık tefecik içi dolu turşucuk yeleklerimiz önümüzde kışta giyilmeye devam edecek-miş.
- Elbise ve manto iklisi pek bi revaçtay-mış.(elbiseler tek omuz-muş.)
- Etek ve pantolonlar ya çok geniş ya da çok dar-mış.
- Kareli desenler ön planday-mış.
- Beyaz gömleklerimiz her zamanki gibi liderliğini koruyor-muş.
- Oversize manto altına jean pek bi moday-mış.
- Ayakta renkli tozluklar kullanılmaya devam ediyor-muş.
- Versace her ne kadar Fall-Winter 2009-10 defilesinde mavi,fuşya,turkuaz ve kırmızı gibi canlı renklerini ön plana çıkarsada koyu renkler,metalik renkler ,siyahın her tonu ve turuncu tonuna yakın kırmızılar pek bi revaçtay-mış.
3.06.2009
Sence bu yazıyla seni gaza getirebilirmiyim Hesionka?

Türkiye'den sıkıldığım zaman İzmir'e giderim ben. Simite gevrek deriz biz... Çekirdeğe çiğdem. Kordon elektrik aleti değildir. Kumru da kuş değildir bizim için... Yengen'i yeriz. Sen sigorta dersin... Biz asfalya deriz. Uzatmayız... Gidiyom geliyom deriz.Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar! Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar'ız, Sezen Aksu'yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina'yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz. Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök'ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir'de. Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi'ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz! Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı'da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu'ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi... Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20'de tiyatro başlıyor... 20.30'da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21'de filan başlar... 35'imiz var. 35 buçuğumuz da var. Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.
Yılmaz Özdil (31 Mayıs 2009 tarihli Hürrriyet Gaztesinden alıntıdır.) İşte İzmir ve İzmir'li olmak budur.Türkiye'nin her ili mutlaka ayrı ayrı güzelliktedir.Ama İzmir çok başkadır. Evet Sevgili Hesionka ! Şimdi ne diosun? :))